Eğitim Sisteminde Yeni Sınav Modeli Tartışma Yarattı
Beydağ Haberleri'ni Google'da tercih edilen kaynak olarak ekle.Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından duyurulan ve yeni Ortak Yazılı Sınav Sistemi adı verilen uygulama eğitim camiasında tartışmalara yol açtı. 16 Ekim 2026 tarihinde ilan edilen sistem, ortaokulların 5, 6 ve 7. sınıfları ile liselerin 9, 10 ve 11. sınıflarında toplam 16 dersi kapsıyor. EBA üzerinden yürütülecek uygulamanın temel bileşenleri arasında merkezi soru havuzu, senaryolara dayalı sınav oluşturma, soru bazlı puanlama ve sonuçların dijital ortamda izlenmesi yer alıyor.
Bakanlık, yeni modelin öğrenmeyi daha etkili değerlendireceğini, eleştirel düşünmeyi destekleyeceğini ve öğretmenlerin iş yükünü azaltacağını savunuyor. Ancak Eğitim Sen Ankara 1 No’lu Şube Sekreteri Sibel Gökçe Evci, eğitimdeki yapısal sorunlar çözülmeden ölçme araçlarının değiştirilmesinin niteliği artırmayacağını belirtti. Evci, asıl tartışılması gereken konunun öğrencilerin neden öğrenemedikleri ve bu durumu değiştirmek için hangi kamusal sorumlulukların üstlenilmesi gerektiği olduğunu vurguladı.
Önemli Olan Koşulları Oluşturmak
Öğrencilerin okuduğunu anlama, yorumlama, akıl yürütme ve kendilerini ifade etmede yaşadıkları güçlüklerin eğitim kademeleri boyunca birikebildiğine dikkat çekildi. İlkokulda yeterince desteklenmeyen temel becerilerin, ortaokulda öğrenmeyi; lisede ise daha karmaşık bilgileri değerlendirmeyi güçleştirdiği ifade edildi. Uzmanlar, bu zorlukları sadece öğrencinin bireysel eksikliği olarak görmenin eğitim sisteminin sorumluluğunu görünmez kıldığını belirtiyor.
Yeni sistemde öğrencilerin zorlandıkları soruların ayrıntılı biçimde izlenebileceği ancak bu güçlüklerin giderilmesi için hangi somut desteklerin sağlanacağının belirsiz olduğu dile getirildi. Soru bazlı verilerin destek ihtiyaçlarını belirlemek yerine sürekli performans takibine dönüşmesinin çocuklarda başarı baskısı oluşturabileceği uyarısı yapıldı.
Merkezi Sistem ve Eşitsizlikler
Türkiye'deki çocukların eğitime eşit koşullarda başlamadığına işaret edilerek; yoksulluk, ana dili, okulların fiziksel olanakları, öğretmen ihtiyacı ve beslenme sorunları gibi eşitsizliklerin öğrenmeyi doğrudan etkilediği ifade edildi. Bütün öğrencilere aynı soruların sorulmasının sonuçların eşit koşullarda ortaya çıktığını göstermediği vurgulandı.
Uygulama kılavuzuna göre zümre öğretmenleri iki açık uçlu soru ve puanlama anahtarı hazırlarken, diğer sorular merkezi havuzdan seçiliyor. Havuz soruları sınavdan birkaç gün önce öğretmenlere açılıyor ve zümreye en fazla iki kez soru değiştirme yetkisi veriliyor. Bu durumun, öğretmenlerin pedagojik özerkliğine ve deneyimine güvensizlik göstergesi olduğu savunuluyor.
Maarif Modeli ve İdeolojik Yönelim
Yeni Ortak Yazılı Sınav Sistemi'nin Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin bilgi, değer ve eğitim anlayışından bağımsız bir teknik düzenleme olmadığı ifade edildi. Eğitim Sen, merkezi ölçmenin genişletilmesinin müfredatın ideolojik yöneliminin öğretim süreçleri üzerindeki etkisini artırabileceğini belirtti. Bakanlığın eleştirel düşüncenin öneminden söz ederken öğretmenlerin görüşlerine kulak tıkayarak karar almasının bir çelişki olduğu kaydedildi.
Son olarak, çocukların okullarda şiddet ve yoksullukla karşı karşıya olduğu, öğretmenlerin ise artan iş yükü ve güvencesizlik altında çalıştığı aktarıldı. Bakanlığın bu sorunların nedenleriyle yüzleşmek yerine sınavları merkezileştirdiği ifade edilerek, çocukların ihtiyacının daha fazla ölçülmek değil eşit, nitelikli ve özgürleştirici bir eğitim olduğu vurgulandı.
Kaynak: Birgün

Bir yanıt yazın