28 Ekim 2026, Çarşamba --°
Dolar: 49,8449 Euro: 55,4885 Sterlin: 66,2856 Gram Altın: 6.467,74 Çeyrek Altın: 10.632,48 Cumhuriyet Altını: 43.724,00
Sağlık

Tiroit Nodüllerinde Kanser Riski Nasıl Anlaşılır

Aylin Türkmen · 28 Ekim 2026 · Haber Saati: 18:37 · 5 dk okuma
Tiroit Nodüllerinde Kanser Riski Nasıl Anlaşılır
Paylaş:
Beydağ Haberleri'ni Google'da tercih edilen kaynak olarak ekle.

Tiroit nodülleri genellikle belirti göstermeden ortaya çıkıyor. Bununla birlikte boyunda şişlik, yutma güçlüğü ve ses değişikliği gibi şikayetlere sebep olabiliyor. Uzmanlar her nodülün kanser anlamına gelmediğini vurgulayarak doğru değerlendirmenin ve düzenli takibin büyük önem taşıdığını belirtiyor.

Acıbadem Kadıköy Dr. Şinasi Can Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şefika Burçak Polat, tiroit nodüllerinde takip, biyopsi ile ameliyat kararının hangi durumlarda gündeme geldiğini açıklayarak dikkat edilmesi gereken 10 önemli noktayı paylaştı.

Hızlı Büyüyen Nodüllere Dikkat Edilmeli

Prof. Dr. Şefika Burçak Polat, tiroit nodülünün hızla büyümesi, ses kısıklığına ya da nefes darlığına yol açması veya muayenede sert ve hareketsiz hissedilmesi halinde kısa sürede endokrinoloji uzmanına başvurulması gerektiğini ifade ediyor. Tiroit nodüllerinin değerlendirilmesinde ultrason incelemesi kritik bir rol oynuyor. Nodülün boyutu, yapısı ve sınırları bu yöntemle detaylıca inceleniyor. Özellikle katı nodüllerde çevre dokudan daha koyu görünüm, küçük kireçlenme odakları, düzensiz sınırlar, tiroit kapsülünün dışına uzanım ve şüpheli lenf bezlerinin varlığı araştırılıyor. Ancak ultrason bulguları tek başına kesin kanser tanısı koymak için yeterli kalmıyor.

Düşük Riskli Nodüllerde Takip ve Biyopsi Süreci

Her tiroit nodülünde biyopsi yapılması gerekmiyor. Ultrasonda iyi huylu veya düşük riskli özellikler sergileyen nodüller, boyutları ve diğer klinik bulgular dikkate alınarak belirli aralıklarla izleniyor. Kontroller esnasında nodülün büyümesi ve görünümünde şüpheli bir değişiklik olup olmadığı değerlendiriliyor. Takip sıklığı, kişinin risklerine ve ultrason sonuçlarına göre şekilleniyor. Ultrasonda orta veya yüksek riskli özellikler gösteren ve boyutu 1 ila 1,5 santimetrenin üzerinde bulunan nodüllerde ince iğne aspirasyon biyopsisi istenebiliyor. İşlem sırasında ince bir iğneyle nodülden hücre örneği alınıyor ve laboratuvarda inceleniyor. Biyopsi kararı yalnızca nodülün boyutuna göre verilmiyor. Yüksek riskli bazı nodüllerde daha küçük boyutlarda da biyopsi yapılması değerlendirilirken düşük riskli nodüllerde daha büyük boyutlarda takip tercih edilebiliyor.

Ailesinde tiroit kanseri bulunan ya da geçmişte baş boyun bölgesine radyasyon tedavisi uygulanan kişilerde tiroit kanseri riski artabiliyor. Bu bilgiler, takip ve biyopsi kararında dikkate alınıyor. Fakat aile öyküsü veya radyasyon geçmişi bulunması, kişinin kesinlikle kanser olduğu anlamına gelmiyor. Çocuklarda ise tiroit nodüllerinin kötü huylu olma olasılığı yetişkinlere göre daha yüksek seyrediyor. Tiroit nodülü bulunan kişilerin kan testlerinde TSH düzeyinin düşük çıkması, tiroit bezinin fazla çalıştığını gösterebiliyor. Bu durumda tiroit sintigrafisi gibi görüntüleme yöntemlerine başvurulabiliyor. Sintigrafide aktif çalışan, yani sıcak nodül olarak değerlendirilen oluşumlarda kanser riski çok düşük olduğundan genellikle biyopsiye gerek duyulmuyor. Ancak nihai karar diğer klinik ve görüntüleme bulgularıyla birlikte veriliyor. Ödemiş Devlet Hastanesi gibi sağlık kuruluşlarında da benzer endokrin ve metabolizma takipleri hassasiyetle yürütülüyor.

Biyopsi Sonuçları ve Tedavi Yöntemleri

Tiroit ince iğne biyopsisi sonuçları, uluslararası kabul gören Bethesda sınıflamasına göre inceleniyor. Bethesda 2 sonucu, iyi huylu bulguları ifade ediyor ve uygun hastalarda takip yeterli olabiliyor. Bununla birlikte iyi huylu nodüller de büyüyerek nefes darlığı ve yutma güçlüğü gibi şikayetlere neden olabiliyor. Bu durumlarda cerrahi veya radyofrekans ablasyon gibi minimal invaziv tedaviler gündeme gelebiliyor. Prof. Dr. Şefika Burçak Polat, tiroit fonksiyonları normal olan hastalarda nodülü küçültmek amacıyla tiroit hormonu kullanımının günümüzde tercih edilmediğini belirtiyor. Bu tedavinin kalp ritim bozuklukları, kemik erimesi ve kemik kırığı riskini artırabildiğine dikkat çekiyor.

Biyopsi sonucunun kanser açısından şüpheli Bethesda 5 veya kötü huylu Bethesda 6 olması durumunda genellikle cerrahi tedavi öneriliyor. Ameliyatın kapsamı; nodülün özellikleri, kanserin türü ve boyutu, tiroit dışına yayılım ve boyundaki lenf bezlerinin durumu değerlendirilerek belirleniyor. Bu değerlendirmeye göre tiroit bezinin bir lobunun veya tamamının alınması söz konusu olabiliyor. Seçilmiş küçük ve düşük riskli kanserlerde ise farklı izlem seçenekleri değerlendirilebiliyor. Bazı biyopsi örnekleri kesin tanı koymak için yeterli olmayabiliyor veya hücreler iyi huylu ya da kötü huylu olarak net biçimde sınıflandırılamayabiliyor. Bu durumlarda biyopsinin tekrarlanması, uygun hastalarda moleküler testler yapılması veya tanı amacıyla cerrahi uygulanması değerlendirilebiliyor. İzlenecek yol; ultrason bulguları, nodülün boyutu, kişinin risk faktörleri ve önceki test sonuçlarına göre belirleniyor. Belirsiz biyopsi sonucu, tek başına kanser anlamına gelmiyor.

Tiroit Nodüllerinde Kanser Riski Nasıl Anlaşılır

Kaynak: Yeni İzmir

Beydağ Haberleri'ni Google'da tercih edilen kaynak olarak ekle.
İlginizi Çekebilir

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir