Küçük Menderes Havzası, iklim krizinin etkilerini her geçen gün daha fazla hissediyor. Su kaynaklarının giderek azalması, özellikle yüksek su isteyen tarım ürünlerinin yetiştirilmesini zorlaştırıyor. Mısır gibi geleneksel ürünler, vahşi sulama yöntemleriyle birlikte bölgedeki su sıkıntısını daha da derinleştiriyor. Uzmanlara göre, bu durumun üstesinden gelmek için yeni bir tarım anlayışına ihtiyaç var: Suya az ihtiyaç duyan, ekonomik değeri yüksek ve çevreye duyarlı ürünler.
Adaçayı, kekik, lavanta, biberiye, kantaron, altın otu (ölmez çiçek), karabuğday ve hünnap gibi tıbbi ve aromatik bitkiler, bu değişimin öncüsü olabilir. Hem düşük su tüketimleriyle hem de farklı sektörlerdeki kullanım alanlarıyla dikkat çeken bu bitkiler, doğaya zarar vermeden üretim yapılmasına da imkân sağlıyor.
Bayındır’ın Dernekli Mahallesi’nde altı yıldır organik tıbbi aromatik bitkiler yetiştiren Oya Ayman, bölgenin bu alandaki potansiyeline dikkat çekiyor. Ayman, “Ölmez çiçek ve biberiye, susuzluğa karşı oldukça dirençli. Lavanta bir dönem çok rağbet gördü ama artık üretimi fazla olduğu için talep düşmeye başladı. Bayındır, hem tıbbi bitkiler hem de yenilebilir otlar açısından çok zengin. Bu ürünlerin organik ya da agroekolojik yöntemlerle üretilmesi, hem doğayı korur hem de çiftçiye ekonomik katkı sağlar” diye konuşuyor.
Tıbbi bitkiler sadece tarım açısından değil; kozmetik, tıp, gastronomi ve el sanatları gibi pek çok alanda da değer yaratıyor. Devletin verdiği teşvik ve desteklerle birlikte bu alanda sürdürülebilir bir planlama yapılırsa, bölge hem iklim değişikliğine daha dayanıklı hale gelebilir hem de çiftçilerin gelir kaynakları çeşitlenebilir.
Share this content:
